HMK m. 199'da tanımlanan 'belge' kavramı, HMK m. 222'de düzenlenen 'ticari defterlerin delil olması' kuralı ile nasıl bir ilişki içindedir? Bir tarafın kendi ticari defterlerindeki kayıtlar, tek başına o taraf lehine kesin delil oluşturur mu? Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/50 E. sayılı kararındaki banka kayıtlarına ilişkin mantığı ticari defterlere uygulayarak cevaplayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80555

Ticari defterler, HMK m. 199 kapsamında 'yazılı metin' veya 'elektronik veri' olarak 'belge' niteliğindedir. Ancak delil kuvvetleri HMK m. 222'de özel olarak düzenlenmiştir. Kural olarak, bir tarafın kendi tuttuğu ticari defterler, kendi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu, 'kişinin kendi lehine delil yaratamayacağı' ilkesinin bir sonucudur. HMK m. 222, ticari defterlerin sahibi lehine delil olabilmesini çok istisnai ve sıkı şartlara bağlamıştır: 1) Uyuşmazlığın her iki tarafının da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın da defterlerine kaydetmesi gereken bir işten kaynaklanması, 2) Lehe delil olarak dayanan tarafın defterlerinin kanuna uygun ve eksiksiz tutulmuş, açılış ve kapanış onaylarının yapılmış olması ve karşı tarafın defterlerindeki kayıtları çürütmemesi, 3) Karşı tarafın aynı konuda kendi defterlerini ibraz etmemesi veya defterlerinin lehe olan kaydın aksini ispat etmemesi. Bu şartlar yoksa, bir tarafın defter kaydı tek başına kendi lehine delil olmaz. Bu mantık, HGK'nın banka kayıtlarına ilişkin kararındaki 'tek taraflı olarak düzenlenen kayıtların kesin delil olamayacağı' ilkesiyle birebir örtüşmektedir.