Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun E.2016/10-2688 sayılı kararında, prime esas kazancın tespitine ilişkin bir davada, işçilik alacağı davasında kesinleşen bir mahkeme kararının delil olarak kullanılması tartışılmıştır. Bu karara göre, işçilik alacağı davasında hükmedilen fazla mesai, tatil ücreti gibi alacakların işveren tarafından ödenmesi, bu ödemelerin geçmiş dönemlerdeki 'aylık ücretin' de hükmedilen seviyede olduğunun ispatı için yeterli bir delil midir? Yoksa sadece ilgili alacakların ödendiği aya mı etki eder?
YHGK'nın E.2016/10-2688 sayılı kararında benimsenen çoğunluk görüşüne göre, bu tür bir ödeme tek başına geçmiş dönemlerdeki tüm aylık ücretlerin de o seviyede olduğunun ispatı için yeterli bir delil değildir. Kararda, 506 sayılı Kanun'un 77. maddesine atıfla, prime esas kazancın tespitinde 'o ay için hak edilen ücretler' ile 'o ay içinde yapılan ödemelerin' brüt toplamının esas alındığı belirtilmiştir. İşçilik alacağı davası sonucu yapılan toplu ödeme, geriye dönük hak edilen alacakların o ay içinde yapılan bir ödemesidir. Özel Daire'nin (10. HD) bozma kararında da belirtildiği gibi, bu ödeme en fazla 'son aya ilişkin ücretin' tespiti için bir karine oluşturabilir, ancak önceki tüm aylar için ücretin o seviyede olduğunu otomatik olarak ispatlamaz. Önceki dönemler için ücretin yüksek olduğunun ispatı için, yazılı delil kuralı çerçevesinde (imzalı bordro vb. yoksa) eşdeğer başka delillerin (emsal ücret araştırması, tanık beyanları vb.) sunulması gerekir. Bu durum, sosyal güvenlik hukuku ile iş hukukunun ispat kurallarının farklılığından kaynaklanmaktadır.