TCK m. 105/2-a'da sayılan cinsel taciz suçunun nitelikli halleri ile cinsel saldırı (TCK m. 102/2) ve cinsel istismar (TCK m. 103/3) suçlarının nitelikli halleri arasındaki terminolojik fark ('sağladığı kolaylıktan faydalanmak' vs 'nüfuzu kötüye kullanmak') ne anlama gelmektedir? Doktrindeki bu ifadenin cinsel taciz suçu için daha geniş kapsamlı olduğu görüşünü tartışınız.
Cinsel saldırı ve istismar suçlarında kanun koyucu '... nüfuzu kötüye kullanılmak suretiyle' ifadesini kullanırken, cinsel tacizde '... sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle' ifadesini kullanmıştır. Doktrinde savunulan görüşe göre, 'sağladığı kolaylıktan faydalanmak' ifadesi, 'nüfuzu kötüye kullanmaktan' daha geniş kapsamlıdır. 'Nüfuzu kötüye kullanmak', failin sahip olduğu otorite veya etki gücünü, mağdurun iradesini baskı altına almak veya direncini kırmak için aktif olarak kullanmasını ima eder. Daha somut bir güç kullanımı söz konusudur. 'Sağladığı kolaylıktan faydalanmak' ise, failin aktif bir güç kullanmasından ziyade, mevcut ilişkinin (kamu görevi, hizmet, aile) doğal olarak yarattığı güven ortamı, yakınlık, mağdurun daha savunmasız olması gibi durumlardan pasif olarak yararlanmasını da kapsar. Bu yoruma göre, failin özel bir baskı uygulamasına gerek kalmadan, sadece mevcut statüsünün yarattığı elverişli ortamdan faydalanarak suçu işlemesi yeterlidir. Bu nedenle cinsel tacizdeki ifadenin, suçun işlenmesini daha kolay kapsayacak şekilde bilinçli olarak daha geniş tutulduğu savunulmaktadır. (Bkz: `cinsel-taciz-sucunda-sifatin-ve-durumun-sagladigi-kolayliktan-faydalanma`)