Zimmet suçunda (TCK m. 247) etkin pişmanlık hükümlerinin (TCK m. 168) uygulanabilmesi için zararın giderilmesi gerekmektedir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2013/13620 E. sayılı kararında, sanığın borcunu 'icra tehdidi altında' ödemesi etkin pişmanlık olarak kabul edilmemiştir. 'Bizzat pişmanlık göstererek' zararı giderme ile 'cebri icra tehdidi altında' zararı giderme arasındaki fark, etkin pişmanlık kurumunun hangi sübjektif unsuruna dayanmaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80517

Bu fark, etkin pişmanlık kurumunun temelindeki 'gönüllülük' ve 'samimi pişmanlık' unsuruna dayanmaktadır. TCK m. 168, failin 'bizzat pişmanlık göstererek' zararı gidermesinden bahseder. Bu ifade, iadenin veya tazminin, failin suçtan dolayı duyduğu pişmanlığın bir sonucu olarak, herhangi bir dış zorlama olmaksızın, kendi iradesiyle gerçekleşmesi gerektiğini vurgular. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, zararın bir icra takibi, haciz veya hapis tazyiki gibi cebri bir yolla veya bu yollara başvurulacağı tehdidi altında giderilmesi, samimi bir pişmanlığın değil, hukuki veya fiili bir zorunluluğun sonucudur. Bu durumda, failin amacı suçun sonuçlarını ortadan kaldırmaktan ziyade, yaptırımdan kurtulmaktır. Dolayısıyla, 'icra tehdidi altında' yapılan ödeme, etkin pişmanlığın sübjektif unsuru olan 'bizzat pişmanlık gösterme' şartını sağlamadığı için, sanık TCK m. 168'deki indirimden faydalanamaz.