HMK m. 199'daki 'belge' tanımı, kanun gerekçesinde belirtildiği gibi, Bilgi Edinme Hakkı Kanunu'ndaki tanımdan esinlenmiştir. Bu geniş tanımın (örneğin fotoğraf, film, ses kaydı, elektronik veri vb.) ispat hukukuna getirdiği en temel yenilik nedir? Bu tanım, HMK'nın katı şekilcilikten uzaklaşıp 'maddi gerçeğe ulaşma' amacını ne yönde etkilemiştir?
HMK m. 199'daki geniş belge tanımının getirdiği en temel yenilik, delil sistemini klasik 'yazılı senet' anlayışının tekelinden kurtarmasıdır. 1086 sayılı eski HUMK'da belge kavramı bu kadar geniş ve teknolojik gelişmeleri kapsayacak şekilde tanımlanmamıştı. HMK m. 199, uyuşmazlığı ispata elverişli her türlü 'bilgi taşıyıcısını' belge olarak kabul ederek, ispat araçlarını modern hayata ve teknolojiye uyumlu hale getirmiştir. Bu durum, HMK'nın 'maddi gerçeğe ulaşma' amacını doğrudan destekler. Çünkü mahkeme artık sadece yazılı metinlerle sınırlı kalmayıp, olayı aydınlatabilecek fotoğraf, video, ses kaydı, e-posta, WhatsApp mesajı gibi çok çeşitli verileri 'belge' olarak kabul edip delil olarak değerlendirebilmektedir. Bu, katı şekilcilikten uzaklaşarak, gerçeğin ortaya çıkarılması için daha esnek ve etkili bir ispat sistemi oluşturulmasını sağlamıştır. Ancak bu belgelerin delil kuvveti (kesin veya takdiri) ve hukuka uygunluğu (örneğin özel hayatın gizliliğini ihlal edip etmediği) her somut olayda ayrıca değerlendirilir.