Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2018/3033 E. sayılı kararında, zimmetin denetim ve şikayet sonrası ortaya çıkması halinde eylemin 'kullanma zimmeti' (TCK m. 247/3) olarak nitelendirilemeyeceği belirtilmiştir. Kullanma zimmeti ile mal edinme kastıyla işlenen basit/nitelikli zimmet arasındaki temel fark nedir? Failin parayı kendiliğinden iade etmesi unsurunun bu ayrımdaki rolünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80492

Kullanma zimmeti (TCK m. 247/3) ile mal edinme kastıyla işlenen zimmet (TCK m. 247/1-2) arasındaki temel fark, failin kastındadır. Basit/nitelikli zimmette fail, malı temellük etme, yani kalıcı olarak kendi mülkiyetine geçirme kastıyla hareket eder. Kullanma zimmetinde ise failin kastı malı veya parayı geçici bir süre kullanıp daha sonra iade etmektir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, bir eylemin kullanma zimmeti sayılabilmesi için en önemli kriter, iadenin 'fail tarafından kendiliğinden' ve 'herhangi bir dış müdahale (soruşturma, denetim, şikayet vb.) olmadan' yapılmasıdır. Yargıtay 5. CD'nin ilgili kararında da vurgulandığı gibi, zimmet fiili bir denetim, soruşturma veya şikayet sonucunda ortaya çıkmış ve iade bu süreçten sonra yapılmışsa, failin kastının mal edinmeye yönelik olduğu, iadenin ise yakalanma korkusuyla gerçekleştiği kabul edilir ve eylem kullanma zimmeti olarak değerlendirilmez, basit veya nitelikli zimmet olarak cezalandırılır. 'Kendiliğinden iade', kullanma zimmetinin sübjektif unsurunu (geçici kullanma kastını) ortaya koyan en önemli objektif göstergedir.