TCK m. 249, zimmet suçunda malın değerinin 'azlığı' halinde cezada indirim öngörmektedir. Maddenin gerekçesinde ise değerin 'çok az' olması halinde fiilin haksızlık içeriğinin cezayı gerektirici boyutta olmayabileceği belirtilmektedir. 'Değer azlığı' ile 'değerin çok az olması (cezasızlık hali)' arasındaki ayrım nasıl yapılmalıdır? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/8413 E. sayılı kararında 20,20 TL'lik bir meblağ için beraat kararı verilmesi gerektiğinin belirtilmesi bu ayrımı nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80491

TCK m. 249'daki 'değer azlığı', suçun oluştuğunu ancak cezada indirim yapılması gerektiğini ifade eden bir şahsi cezasızlık veya cezayı azaltan bir neden değildir, bir nitelikli haldir. Bu durumda, malın değeri az olsa da suç oluşur, sadece ceza indirilir. Gerekçede belirtilen ve cezasızlık sonucunu doğurabilecek 'değerin çok az olması' ise, hukuki niteliği itibarıyla eylemin hukuka aykırılığını ortadan kaldırmayan ancak 'cezalandırılabilirliğin' sınırını çizen bir yorumdur. Bu durum, 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesi gereği bir cezasızlık hali olarak kanunda açıkça düzenlenmemiştir, ancak fiilin 'haksızlık muhtevasının' çok düşük olması nedeniyle yargısal takdirde (beraat kararlarında) ortaya çıkmaktadır. Yargıtay 5. CD'nin 20,20 TL'lik bir meblağ için beraat kararı verilmesi gerektiğini belirtmesi, bu 'çok az değer' yorumunu desteklemektedir. Ayrım, somut olayın özelliklerine, suçun işlendiği tarihteki paranın alım gücüne ve fiilin bir bütün olarak yarattığı haksızlığın derecesine göre mahkeme tarafından yapılır. 'Azlık' indirim sebebi iken, 'çok azlık (önemsizlik/ehemmiyetsizlik)' beraat sebebi olarak kabul edilebilmektedir.