HMK m. 199, 'elektronik ortamdaki verileri' belge olarak tanımlamıştır. Bu tanımdan hareketle, bir davada delil olarak sunulan e-posta (e-mail) yazışmaları, tek başlarına kesin delil niteliği taşır mı, yoksa delil başlangıcı olarak mı kabul edilmelidir? Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/3531 E., 2019/643 K. sayılı kararındaki yaklaşımı da değerlendirerek açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80485

HMK m. 199 uyarınca e-posta yazışmaları 'belge' niteliğindedir. Ancak her belge, HMK m. 200 anlamında 'senet' gibi kesin delil niteliği taşımaz. E-postaların delil gücü, içeriğine, kim tarafından gönderildiğinin belirlenebilirliğine ve güvenli elektronik imza gibi unsurları taşıyıp taşımadığına göre değişir. Genellikle, güvenli elektronik imza ile imzalanmamış e-postalar, tek başlarına kesin delil olarak kabul edilmez. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2016/3531 E. sayılı kararında da belirtildiği gibi, elektronik mailler 'yazılı delil başlangıcı' olarak kabul edilmektedir. Delil başlangıcı (HMK m. 202), iddia edilen hukuki işlemi tam olarak ispat etmese de onu muhtemel gösteren ve karşı taraftan sadır olan bir belgedir. Bu nitelikteki bir e-posta, tanık dinletme gibi diğer takdiri delillerle desteklenerek iddianın ispatında kullanılabilir. Dolayısıyla, e-postalar HMK m.199 kapsamında belge olmakla birlikte, delil kuvveti bakımından genellikle delil başlangıcı olarak değerlendirilir.