5275 sayılı İnfaz Kanunu sistematiğinde, 'kapalı ceza infaz kurumu' ile 'açık ceza infaz kurumu' arasındaki nakil, hükümlü için bir 'hak' mıdır, yoksa idarenin takdirinde olan bir 'imkan' mıdır?
Bu durum, bir 'şartlı hak' olarak nitelendirilebilir. Hükümlünün, kanunda ve yönetmelikte belirtilen objektif şartları (belirli bir süre cezasını çekmiş olmak, iyi halli olmak, belirli suçlardan mahkum olmamak vb.) taşıması halinde, açık kuruma ayrılma talebinin değerlendirilmesini isteme hakkı vardır. Bu yönüyle bir haktır. Ancak, bu şartları taşıyan her hükümlünün otomatik olarak açık kuruma ayrılması söz konusu değildir. Nihai karar, idare ve gözlem kurulunun, hükümlünün kişilik özelliklerini, taşıdığı riski ve topluma uyum sağlama potansiyelini değerlendirerek yapacağı bir 'takdir' sonucunda verilir. Bu yönüyle de bir imkandır. Ancak bu takdir yetkisi sınırsız ve keyfi değildir. Kurul, vereceği kararı (özellikle red kararını) somut gerekçelere dayandırmak zorundadır ve bu karar, infaz hakimliğinin ve ağır ceza mahkemesinin yargısal denetimine tabidir. Dolayısıyla, şartları taşıyan hükümlü için bu bir 'talep hakkı' doğurur ve idarenin bu talebi hukuka uygun ve gerekçeli olarak karara bağlama yükümlülüğü vardır.