Bir sanık, TCK m. 209/1 (açığa atılan imzanın kötüye kullanılması) suçunu işleyerek haksız bir menfaat temin etmiştir. Bu eylemde, mağdurun 'hileli davranışlarla' aldatılması söz konusu mudur? Bu durumun dolandırıcılık suçundan farkını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80459

Bu eylemde, klasik anlamda bir 'hileli davranışla aldatma' söz konusu değildir. Dolandırıcılık suçunda (TCK m. 157), fail, en başından itibaren sergilediği hileli davranışlarla (yalan söyleme, sahte belge kullanma, bir durumu olduğundan farklı gösterme vb.) mağdurun iradesini sakatlar ve onu bir malı teslim etmeye veya bir borç altına girmeye ikna eder. Yani hile, malın veya belgenin alınmasından 'önce' gelir ve iradeyi sakatlayan bir nedendir. TCK m. 209/1'de ise, mağdur, hile ile aldatıldığı için değil, aradaki bir güven ilişkisine veya anlaşmaya dayanarak, kendi 'hür iradesiyle' imzalı boş kağıdı faile teslim eder. Failin hukuka aykırı eylemi, bu teslimden 'sonra', belgeyi anlaşmaya aykırı doldurmakla başlar. Yani buradaki temel sorun, iradenin sakatlanması değil, 'verilen güvenin kötüye kullanılması'dır. Bu nedenle, iki suçun manevi unsurları ve işleniş biçimleri birbirinden farklıdır.