Bir ilk derece mahkemesi, Yargıtay'ın bozma kararına uyma kararı verdikten sonra, 'uymadan sonra serbestlik' ilkesi gereği delilleri yeniden değerlendirmiş ve sanığın eyleminin, iddianamede belirtilenden farklı, ancak daha az cezayı gerektiren başka bir suçu oluşturduğu kanaatine varmıştır. Mahkemenin bu yönde bir karar vermesi mümkün müdür?
Evet, mümkündür. Bu durum, 'uymadan sonra serbestlik' ilkesinin tipik bir uygulama alanıdır. Yargıtay'ın bozma kararı, ilk hükmü ortadan kaldırdığı için, ilk derece mahkemesi davayı yeniden ele alır. Bu süreçte mahkeme, CMK m. 225/1 ('Hüküm, ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir.') ile bağlıdır, yani iddianamedeki fiilin dışına çıkamaz. Ancak, CMK m. 225/2 ('Mahkeme, fiilin nitelendirilmesinde iddia ve savunmalarla bağlı değildir.') uyarınca, o fiilin hukuki nitelendirmesini yapmakta serbesttir. Dolayısıyla, mahkeme, bozmaya uyduktan sonra yaptığı yargılamada, delilleri yeniden değerlendirerek, iddianamedeki fiilin aslında iddia edilenden farklı ve daha hafif bir suçu (örneğin, yağma yerine hırsızlık) oluşturduğu sonucuna varabilir. Bu, uyma kararına aykırılık teşkil etmez, aksine mahkemenin maddi gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verme yükümlülüğünün bir gereğidir.