TCK m. 50/1-f uyarınca kamuya yararlı bir işte çalıştırılma tedbirine çevrilen bir cezanın infazı sırasında, mahkemenin infazı kısıtlayacak şekilde sanığın 'temizlik işlerinde' veya 'ağaç işlerinde' çalışmasına karar vermesi neden hukuka aykırıdır?
Bu durumun hukuka aykırı olmasının iki temel nedeni vardır: 1) Görev ve Yetki Ayrımı: Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun (CGTİHK) ve ilgili yönetmelikler, seçenek yaptırımların nasıl infaz edileceğini düzenlemiştir. Bu düzenlemelere göre, hükümlünün hangi kamu kurumunda ve ne tür bir işte çalışacağını belirleme yetkisi, mahkemeye değil, 'denetimli serbestlik müdürlüğüne' aittir. Denetimli serbestlik müdürlüğü, hükümlünün mesleği, yetenekleri, ikametgahı, sağlık durumu ve çalışılabilecek kamu kurumlarının imkanları gibi birçok faktörü değerlendirerek en uygun işi belirler. Mahkemenin bu alanı düzenlemesi, infaz kurumunun görev alanına müdahale anlamına gelir. 2) İnfazın Bireyselleştirilmesi İlkesi: Mahkemenin, hükümlünün kişisel durumunu bilmeden peşinen bir iş kolu belirlemesi, infazın bireyselleştirilmesi ilkesine aykırıdır. Belki de sanığın ağaç işlerine alerjisi vardır veya temizlik işi yapmasını engelleyecek bir sağlık sorunu bulunmaktadır. Bu nedenle, infazın esnek ve bireye özgü olabilmesi için bu yetki, infazı fiilen yürütecek olan uzmanlaşmış kuruma (denetimli serbestlik müdürlüğü) bırakılmıştır. Yargıtay da bu tür kararları 'infazı kısıtlayıcı nitelikte' bularak bozmaktadır (Bkz. Yargıtay 3. CD, 2014/40162 K.).