Anayasanın 38. maddesinde yer alan 'kanunilik ilkesi' ile Ceza Muhakemesi Hukukundaki 'tipiklik' kavramı arasında nasıl bir ilişki vardır? Bir eylemin 'tipik' olmamasının sonucu nedir?
'Kanunilik ilkesi', maddi ceza hukukunun temelini oluşturur ve hangi eylemlerin suç olduğunun ve hangi cezaların verileceğinin kanunla açıkça belirtilmesi gerektiğini ifade eder (nullum crimen, nulla poena sine lege). 'Tipiklik' ise, kanunilik ilkesinin ceza muhakemesi ve maddi ceza hukuku dogmatiğindeki somut yansımasıdır. Tipiklik, işlenen bir fiilin, kanunda tanımlanan suçun unsurlarına (maddi ve manevi) birebir uyması anlamına gelir. İlişki şöyledir: Kanunilik ilkesi, suç tanımlarının (tiplerinin) kanunda yer almasını zorunlu kılar. Tipiklik, somut bir olayda işlenen fiilin bu kanuni tanıma uyup uymadığının kontrol edilmesidir. Bir eylemin 'tipik' olmamasının, yani kanundaki suç tanımının unsurlarından birini bile taşımamasının sonucu, o eylemin suç oluşturmamasıdır. Bu durumda, fail hakkında TCK m. 223/2-a uyarınca 'yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması' gerekçesiyle 'beraat' kararı verilir. Örneğin, Yargıtay'ın henüz doğmamış bir çocukla ilgili kararında (Y21CD - K.2016/7332), fiil, suçun konusu olan 'çocuk' unsuru mevcut olmadığı için tipik bulunmamış ve beraat kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.