Bir trafik kazası davasında, sanığın kusur durumuna ilişkin alınan iki bilirkişi raporu arasında çelişki bulunmaktadır. Mahkemenin, bu çelişkiyi gidermek için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor almasının zorunlu olmasının sebebi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80384

Bu zorunluluğun sebebi, ceza muhakemesinin 'maddi gerçeği araştırma' ve 'şüphe sanık lehine yorumlanır' (in dubio pro reo) ilkeleridir. Bir davada, sanığın mahkumiyetine karar verilebilmesi için, kusurluluğu da dahil olmak üzere suçun tüm unsurlarının her türlü şüpheden uzak bir kesinlikle ispatlanması gerekir. Bilirkişi raporları arasındaki çelişki, sanığın kusur durumu hakkında bir 'şüphe' olduğunu gösterir. Mahkemenin, bu şüpheyi gidermeden, raporlardan birini diğerine üstün tutarak (özellikle sanık aleyhine olanı) karar vermesi, şüphenin sanık aleyhine yorumlanması anlamına gelir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/12420 sayılı kararında da belirtildiği gibi, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi, bu tür uyuşmazlıklarda en yetkin ve tarafsız üst bilirkişi kurumu olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle mahkeme, raporlar arasındaki teknik çelişkiyi gidermek ve kusur durumunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde netleştirmek için bu kurumdan nihai bir rapor almalı ve ancak ondan sonra sanığın hukuki durumunu değerlendirmelidir.