Anayasa Mahkemesi'nin Mehmet Haberal kararında, milletvekili seçilen bir kişinin tutukluluğunun devamına karar verilirken, mahkemelerin hangi haklar arasında bir denge gözetmesi gerektiği ve bu dengenin nasıl kurulması gerektiği belirtilmiştir?
Anayasa Mahkemesi, Mehmet Haberal kararında, bu durumda mahkemelerin iki temel hak ve kamu yararı arasında bir denge gözetmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu unsurlar şunlardır: 1) Bir yanda, sanığın Anayasa m. 19'da güvence altına alınan 'kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı'. 2) Diğer yanda ise, Anayasa m. 67'de düzenlenen 'seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma hakkı'. Bu sadece sanığın kişisel hakkı değil, aynı zamanda onu seçen seçmenlerin temsil edilme hakkını da içerir. 3) Karşı tarafta ise, yargılamanın selametini (kaçma ve delil karartmanın önlenmesi) sağlamaya yönelik 'kamu yararı'. AYM'ye göre denge şöyle kurulmalıdır: Mahkemeler, tutukluluğun devamına karar verirken, sadece genel tutuklama nedenlerini (kuvvetli şüphe, katalog suç vb.) tekrar etmekle yetinemez. Kişinin milletvekili seçilmesiyle ortaya çıkan yeni durumu dikkate alarak, tutukluluğun devamının, kişi hürriyeti ile seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarının kullanılmasından kaynaklanan yarardan 'daha ağır basan' bir kamu yararını koruduğunu somut olgulara dayanarak göstermek zorundadır. Haberal kararında mahkemelerin bu dengeyi gözetmediği ve bu nedenle hak ihlali olduğuna karar verilmiştir.