Bir ilk derece mahkemesi, Yargıtay'ın esastan bozma kararına uymakla birlikte, uyma sonrası yaptığı yargılamada bozma kararından farklı bir sonuca ulaşmasına neden olan yeni bir delil (örneğin, yeni bir tanık beyanı) elde ederse ne yapmalıdır? 'Uymadan sonra serbestlik' kuralı bu durumu kapsar mı?
Bu durum, 'uymadan sonra serbestlik' kuralının en tartışmalı alanlarından biridir. Yargıtay'ın genel eğilimi, uyma kararının mahkemeyi bozma doğrultusunda karar vermeye zorladığı yönündedir. Ancak, uyma sonrası yapılan yargılamada, bozma anında dosyada bulunmayan ve davanın seyrini tamamen değiştirebilecek 'yeni bir delil' ortaya çıkması, durumu farklılaştırır. 'Uymadan sonra serbestlik' kuralının ve ceza muhakemesinin temel amacı olan 'maddi gerçeğin araştırılması' ilkesinin bir gereği olarak, mahkemenin bu yeni delili görmezden gelmesi beklenemez. Bu durumda mahkeme, yeni delili de değerlendirerek ve bu yeni delilin önceki kararı ve bozma kararını neden etkisiz kıldığını gerekçesinde ayrıntılı olarak açıklayarak, bozma kararının aksi yönünde bir hüküm kurabilmelidir. Bu, 'eylemli direnme' değil, yargılamanın dinamik yapısı gereği ortaya çıkan yeni duruma göre karar vermektir. Ancak bu, oldukça istisnai bir durumdur ve mahkemenin gerekçesinin çok güçlü ve ikna edici olması gerekir. Aksi takdirde, Yargıtay bu kararı da uyma kararına aykırılık nedeniyle bozabilir.