HSK üyelerinin görev süresinin 4 yıl olması ve süresi bitenlerin bir kez daha seçilebilmesi (Anayasa m. 159/4) kuralı, yargı bağımsızlığına hizmet eder mi, yoksa siyasi etkiye açık hale mi getirir? Tartışınız.
Bu kural iki yönlü olarak tartışılabilir. Yargı bağımsızlığına hizmet ettiğini savunan görüş: Görev süresinin sınırlı olması ve sadece bir kez yenilenebilmesi, üyelerin koltuklarını korumak için kendilerini seçen siyasi iradeye (Cumhurbaşkanı veya TBMM çoğunluğu) sürekli olarak yaranma çabası içine girmelerini engelleyebilir. Bir üye, en fazla iki dönem görev yapacağını bildiği için, özellikle ikinci döneminde daha bağımsız ve objektif kararlar alabilir. Siyasi etkiye açık hale getirdiğini savunan görüş: Tam tersine, özellikle ilk dönemini tamamlayan bir üyenin, ikinci kez seçilebilmek umuduyla, kendisini seçen siyasi otoritenin beklentileri doğrultusunda hareket etme eğilimi gösterebileceği ileri sürülebilir. Metinde de belirtildiği gibi, 'ikinci ve hatta...üçüncü kez seçilebilmenin gündeme geldiği bu üyelik seçimi döneminde, yine siyasi tercihlerin etkili olacağı ve siyasetin gölgesini hissettireceği tartışmasızdır.' Ayrıca, görev süresini tamamlayan üyeler için bir teminat (örneğin eski görevlerine dönme gibi) olmaması, onları görevdeyken gelecek kaygısıyla siyasi iradeye daha bağımlı hale getirebilir. Sonuç olarak, kuralın kendisinden çok, uygulamanın liyakate ve tarafsızlığa ne kadar önem verdiği, yargı bağımsızlığı üzerindeki asıl etkiyi belirlemektedir.