Bir mahkeme kararının kesinleşme şerhinin (kesinleşme kaydı) verilmesi işlemi, HMK m. 302/4'e göre idari bir işlem midir, yoksa temyiz edilebilir bir karar mıdır? Metindeki Yargıtay kararlarından hareketle bu konudaki farklı görüşleri açıklayınız.
Bu konuda Yargıtay daireleri arasında görüş farklılığı bulunmaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin bir kararındaki karşı oy yazısında belirtilen görüşe göre; kesinleşme şerhinin verilmesi işlemi, mahkeme hakimi tarafından her zaman düzeltilmesi mümkün 'idari bir işlem' niteliğindedir ve bu nedenle temyiz edilebilir nihai bir karar değildir. Bu görüşe göre, kesinleştirme işlemindeki bir hataya karşı temyiz yoluna başvurulamaz, mahkemeden düzeltilmesi istenmelidir. Ancak, aynı dairenin çoğunluk görüşü ile verdiği bir başka kararda (Y2HD Esas: 2014/12495) ve Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin kararında (Esas : 2016/11756), bu işlemin yargısal denetim dışında olmadığı kabul edilmektedir. Bu görüşe göre, bir hükmün kesinleşip kesinleşmediğinin tespiti, mahkemenin yargılama faaliyetinin bir parçasıdır ve maddi anlamda kesin hüküm etkisinin başlangıcını belirler. Mahkemenin bu tespiti hatalı yapması ve düzeltme talebini de reddetmesi halinde, bu red kararı tarafların haklarını etkileyen ve başka başvuru yolu bırakmayan bir karar olduğundan temyiz edilebilir. Özellikle kesinleşme tarihinin yanlış belirlenmesi, Nüfus Hizmetleri Kanunu'ndaki bildirim süreleri gibi başka hukuki sonuçlar doğurabileceğinden, bu konudaki mahkeme kararının denetime tabi olması gerektiği kabul edilmektedir.