Anayasa Mahkemesi'nin Bilal Celalettin Şaşmaz kararında, yasal zeminde faaliyet gösteren bir yapıya üye olmanın terör örgütü üyeliği suçuna delil sayılmasının hangi Anayasal haklar üzerinde 'caydırıcı etki' (chilling effect) yarattığı vurgulanmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80325

Anayasa Mahkemesi, bu kararında, yasal zemindeki faaliyetlerin sonradan suç delili olarak kullanılmasının birden fazla temel hak üzerinde 'caydırıcı etki' yarattığını vurgulamıştır. Bu haklar şunlardır: 1) Özel Hayata Saygı Hakkı (Anayasa m. 20): Kişilerin sosyal hayatlarının bir parçası olarak, yasal bir sivil toplum örgütü zannıyla kurdukları ilişkilerin suç delili sayılması, özel yaşamlarına ağır bir müdahaledir. 2) Sendika Hakkı (Anayasa m. 51): Karara konu olayda olduğu gibi, yasal olarak kurulmuş ve faaliyet gösteren bir sendikaya (Aktif Eğitim-Sen) üye olmanın, ağır cezai yaptırımlara yol açması, kişilerin gelecekte sendikal haklarını kullanmaktan çekinmelerine neden olur. 3) Dernek Kurma ve Örgütlenme Özgürlüğü (Anayasa m. 33): Benzer şekilde, kişilerin yasal derneklere üye olmaktan veya bu tür yapılar kurmaktan imtina etmelerine yol açar. AYM'ye göre, bu tür ağır müdahaleler, sadece o kişiyi değil, toplumdaki diğer bireyleri de gelecekte Anayasal hak ve özgürlüklerini kullanma konusunda tereddüde düşürür ve bu durum demokratik toplum düzeniyle bağdaşmaz.