Bir sanığın tutukluluğunun devamına ilişkin kararda, 'adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı' gerekçesinin hukuken geçerli olabilmesi için İHAM ve AYM içtihatları hangi unsurların varlığını aramaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80321

Bu gerekçenin hukuken geçerli olabilmesi için soyut ve basmakalıp bir ifade olmaktan çıkarılması gerekir. İHAM ve AYM içtihatlarına göre, mahkemenin 'ölçülülük' ilkesi (Anayasa m. 13) gereği, tutuklamanın neden son çare olduğunu ve daha hafif bir önlem olan adli kontrolün neden yetersiz kalacağını somut gerekçelerle açıklaması gerekir. Bu kapsamda aranan unsurlar şunlardır: 1) Kişiselleştirme: Gerekçenin, o sanığın özel durumuna (sosyal ve ekonomik durumu, yurtdışı bağlantıları, geçmiş davranışları vb.) göre kişiselleştirilmesi gerekir. 2) Somutlaştırma: Adli kontrolün neden yetersiz kalacağına dair somut tehlikelerin belirtilmesi gerekir. Örneğin, 'Sanığın yurtdışına çıkış yasağına rağmen yasadışı yollarla kaçma ihtimali yüksektir, çünkü...' veya 'Sanığın tanık X üzerinde baskı kurma riski, ev hapsi veya imza yükümlülüğü ile engellenemeyecek kadar ciddidir, çünkü...' gibi. 3) Alternatiflerin Değerlendirilmesi: Mahkeme, kararında neden daha hafif adli kontrol tedbirlerinin (imza atma, yurtdışı yasağı, ev hapsi, teminat vb.) somut olayda hedeflenen amacı (kaçmayı veya delil karartmayı önleme) sağlamaya yetmeyeceğini tartışmalıdır. Sadece 'adli kontrol yetersiz kalacaktır' demek, gerekçelendirme yükümlülüğünü yerine getirmek için yeterli değildir (Bkz. İHAM, Jablonski-Polonya kararı; AYM, 2012/1108 sayılı karar).