CMK m. 307/2'nin ilk cümlesi 'Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin (...) beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya devam edilerek dava yokluklarında bitirilebilir.' hükmü ile aynı fıkranın ikinci cümlesi '...verilecek hüküm, önceki hükme göre daha ağır ise, sanığın mutlaka dinlenmesi gerekir.' hükmü arasındaki ilişkiyi, 'uyma kararı' ve 'nihai karar' verme aşamaları açısından açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80313

Bu iki hüküm, bozma sonrası yargılamanın farklı aşamalarını düzenler. CMK m. 307/2'nin ilk cümlesi, mahkemenin Yargıtay'ın bozma kararına 'uyma' veya 'direnme' yönünde bir ara karar vermesi aşamasıyla ilgilidir. Metindeki ikinci görüşe göre mahkeme, tarafların bozmaya karşı diyeceklerini sormadan önce de 'uyma' kararı verebilir. Çünkü bu, nihai bir hüküm değil, yargılamanın nasıl devam edeceğine dair bir usuli karardır. Duruşmaya devam edilip dava yoklukta bitirilebilir. Ancak, ikinci cümle, mahkemenin 'uyma' kararı verdikten sonra yapacağı yargılama neticesinde vereceği 'nihai hüküm' ile ilgilidir. Eğer mahkeme, bozmaya uyduktan sonra, sanığın aleyhine olan bozma doğrultusunda veya başka bir nedenle, önceki hükümden daha ağır bir ceza içeren nihai bir karar verecekse, bu kararı vermeden önce sanığı mutlaka dinlemek zorundadır. Bu, savunma hakkının bir gereğidir. Özetle, ilk cümle mahkemenin 'uyma' gibi bir ara kararını taraflar yokken de verebileceğini, ikinci cümle ise daha ağır bir 'nihai hüküm' kurabilmek için sanığın huzurda dinlenmesinin şart olduğunu belirtir. Bu durum, metinde de eleştirildiği gibi, mahkemenin kararını önceden belli edip sanığı şeklen dinlemesi gibi bir 'ihsas-ı rey' sorununa yol açabilmektedir.