TCK m. 209/1 (açığa atılan imzanın kötüye kullanılması) suçunun ispatında 'yazılı delil' zorunluluğu (YİBK 24.03.1989) ile TCK m. 209/2 (hukuka aykırı ele geçirilen boş kağıdın doldurulması) suçunun ispatında 'her türlü delil' serbestisi arasındaki farkın temel nedeni nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80306

Bu farkın temel nedeni, iki fıkra arasındaki 'rızanın varlığı' ve 'hukuki güvenlik' ilkesidir. TCK m. 209/1'de, mağdur imzalı boş kağıdı kendi rızasıyla faile vermiştir. Burada bir güven ilişkisi ve hukuki bir temel (anlaşma) vardır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda (ve önceki HUMK'ta) kural olarak, senede (yazılı delile) karşı iddiaların yine senetle (yazılı delille) ispat edilmesi esastır. Yargıtay, ceza mahkemesinin de bu hukuki temel üzerinde bir uyuşmazlığı çözerken, hukuki güvenlik ve ekonomik hayattaki istikrarı korumak adına, hukuk usulündeki bu ispat kuralına tabi olması gerektiğini kabul etmiştir. Aksi halde, herkesin verdiği senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğunu tanıkla iddia etmesinin önü açılır ve bu durum ticari hayatta kaosa neden olur. TCK m. 209/2'de ise, failin imzalı boş kağıdı 'hukuka aykırı olarak' (örneğin çalarak, bularak) ele geçirmesi söz konusudur. Burada rızaya dayalı bir hukuki ilişki yoktur; tam aksine, haksız bir fiil (hırsızlık, gasp vb.) vardır. Haksız fiillerin ispatı ise ceza muhakemesinin genel kuralı olan 'serbest delil' ilkesine tabidir ve tanık dahil her türlü delille ispatlanabilir. Bu nedenle kanun koyucu ve Yargıtay, bu iki durum için farklı ispat kuralları benimsemiştir.