Bir mahkeme kararında temyiz süresinin kanunda öngörülen 15 gün yerine sehven '1 ay' olarak belirtilmesi ve tarafın bu 1 aylık süre içinde temyiz başvurusunda bulunması halinde, temyiz talebinin süresinde kabul edilip edilmeyeceği hususunu, 'mahkemeye erişim hakkı' ve 'hukuki belirlilik' ilkeleri çerçevesinde, metindeki karşı oy yazısına da atıfla değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80301

Bu durumda, temyiz talebinin süresinde kabul edilmesi, Anayasa m. 36'da güvence altına alınan 'mahkemeye erişim hakkı' ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 6'daki 'adil yargılanma hakkı'nın bir gereğidir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin bir kararındaki karşı oy yazısında da belirtildiği gibi, hakimin kanun yolunu ve süresini taraflara doğru gösterme yükümlülüğü (HMK m. 297/1-ç) vardır. Mahkemenin kendi hatasıyla tarafı yanıltması ve bu yanılgıya güvenerek hareket eden tarafın kanun yolu başvurusunun süre aşımı nedeniyle reddedilmesi, hatanın tüm sonuçlarının vatandaşa yüklenmesi anlamına gelir ve adalete erişim hakkına orantısız bir müdahale teşkil eder. Hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri, sadece vatandaşın değil, aynı zamanda devlet organlarının da kurallara uymasını gerektirir. Mahkemenin açıkça belirttiği bir süreye güvenerek işlem yapan tarafın bu hakkının korunması gerekir. Bu nedenle, mahkemenin belirttiği hatalı süre içinde yapılan başvurunun süresinde kabul edilmesi ve esasının incelenmesi, adil yargılanma hakkının bir gereğidir.