Bir ilk derece mahkemesinin, Yargıtay'ın esastan bozma (örneğin, 'beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyet kararı verilmesi isabetsizdir') kararına uyduktan sonra, uyma kararının gereği olan beraat kararını değil de, farklı bir gerekçeyle yeniden mahkumiyet kararı vermesi mümkün müdür? Bu durum 'uymadan sonra serbestlik' ve 'eylemli direnme' kavramları açısından nasıl değerlendirilir?
Bu durum hukuken mümkün değildir ve 'eylemli direnme' olarak nitelendirilir. 'Uymadan sonra serbestlik' kuralı mutlak değildir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun istikrar kazanmış kararlarına göre (örneğin, 15.05.2018 tarihli, 2018/119 E. sayılı karar), bir mahkeme Yargıtay'ın bozma kararına uyma kararı verdiğinde, artık bu karardan dönemez. Uyma kararı, bozma kararında belirtilen hukuka aykırılıkların kabul edildiği ve yargılamanın bu doğrultuda yapılacağı anlamına gelen, davanın esasına etkili bir ara karardır. Mahkeme, Yargıtay'ın esastan (beraat yerine mahkumiyet gerektiği veya tersi) bozmasına uyduktan sonra, artık o bozma doğrultusunda karar vermekle yükümlüdür. Uyma kararı verdikten sonra farklı bir gerekçeyle de olsa bozma kararının aksi yönde bir hüküm kurması, 'uyma kararıyla bağlılık' ilkesini ihlal eder ve 'eylemli direnme' sayılır. Bu tür bir karar, temyiz edildiğinde Yargıtay tarafından usule aykırılık nedeniyle bozulacaktır. Mahkeme, Yargıtay'ın esastan bozmasına katılmıyorsa, seçmesi gereken yol 'uyma' değil, 'direnme' kararı vermektir.