CMK m. 63 uyarınca 'hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz' hükmü bulunmaktadır. Bir ceza davasında mahkemenin, sanığın eyleminin hangi suçu oluşturduğu (hukuki nitelendirme) veya kusur oranının ne olduğu konusunda bilirkişi raporu alması bu hüküm karşısında nasıl değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80294

Bu tür bir bilirkişi raporu alınması CMK m. 63'e açıkça aykırıdır. Hukuki nitelendirme (eylemin hangi suça uyduğunun tespiti) ve kusur tespiti, 'hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle' çözümlenmesi gereken, yargısal faaliyetin özünü oluşturan konulardır. Bu yetkilerin bilirkişiye devredilmesi, hakimin yargılama görevini ve takdir yetkisini devretmesi anlamına gelir ki bu kabul edilemez. Bilirkişi, çözümü uzmanlık, özel veya teknik bilgi gerektiren 'maddi vakıalar' hakkında görüş bildirir. Örneğin, bir trafik kazasında araçların hızı, bir belgedeki imzanın sahte olup olmadığı gibi konularda rapor düzenleyebilir. Ancak bu teknik verilerden yola çıkarak 'sürücü %70 kusurludur' veya 'sanığın eylemi taksirle yaralama suçunu oluşturur' şeklinde hukuki bir sonuca varamaz. Mahkeme, bu tür hukuki değerlendirmeleri içeren bir bilirkişi raporunu hükmüne esas alamaz. Aksi takdirde, Yargıtay'ın da belirttiği gibi, bu durum CMK'nın 63. ve 67. maddelerine aykırılık teşkil eder ve bozma nedenidir (Örn: Y8CD-K.2015/19232). Hakim, bilirkişinin sunduğu teknik verileri kendisi hukuken değerlendirerek kusur ve hukuki nitelendirme konusunda kararını vermelidir.