Tutuklama kararlarında sıkça kullanılan 'atılı suçun vasıf ve mahiyeti' ve 'CMK m. 100/3'teki katalog suçlardan olması' gerekçeleri, tek başlarına tutukluluğun devamı için yeterli midir? İHAM ve Anayasa Mahkemesi'nin bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.
Hayır, bu gerekçeler tek başlarına tutukluluğun devamı için yeterli değildir. İHAM ve AYM içtihatlarına göre, tutuklama tedbiri kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına (Anayasa m. 19, İHAS m. 5) yönelik ağır bir müdahaledir ve 'ölçülülük' ilkesi gereği son çare olarak başvurulmalıdır. 'Suçun vasıf ve mahiyeti' (ağırlığı) veya 'katalog suç' olması, başlangıçta kuvvetli suç şüphesinin varlığına ve bir tutuklama nedeninin mevcudiyetine karine teşkil edebilir. Ancak, tutukluluk süresi uzadıkça bu genel ve soyut gerekçeler yetersiz kalır. Yargı makamları, tutukluluğun devamına karar verirken, kaçma veya delilleri karartma gibi tehlikelerin her bir somut olayda ve her bir sanık özelinde varlığını devam ettirdiğini 'somut olgularla' göstermek zorundadır. İHAM (örneğin, Mamedova-Rusya kararı) ve AYM (örneğin, Mehmet Haberal kararı), bu tür 'basmakalıp' veya 'formül' gerekçelerle tutukluluğun uzatılmasını kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali olarak kabul etmektedir. Dolayısıyla, bu gerekçelerin yanı sıra, sanığın kişisel durumu, delillerin toplanmış olup olmadığı ve adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kalacağı gibi hususların da kararda gerekçelendirilmesi gerekir.