Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyelerinin TBMM tarafından seçiminde Anayasa m. 159'da öngörülen nitelikli çoğunlukların (2/3 ve 3/5) sağlanamaması durumunda 'ad çekme (kura)' usulüne başvurulması, 'kuvvetler ayrılığı' ve yargı bağımsızlığı ilkeleri açısından nasıl değerlendirilmelidir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80283

Anayasa m. 159, HSK üyelerinin TBMM'de seçiminde siyasi bir uzlaşıyı teşvik etmek amacıyla nitelikli çoğunluklar öngörmüştür. Ancak, bu çoğunlukların sağlanamaması halinde 'ad çekme' usulüne başvurulması, yargının en üst idari kurulunun oluşumunda rasyonel ve liyakate dayalı bir seçim sürecinin yerini tesadüfe bırakması anlamına gelir. Doktrinde bu durum, yargı bağımsızlığı ve 'kuvvetler ayrılığı' ilkesi açısından ciddi bir zafiyet olarak eleştirilmektedir. Yargı mensuplarının mesleki gelecekleri hakkında karar verecek bir kurulun üyelerinin, siyasi partiler arasındaki pazarlıklar veya uzlaşmazlıklar sonucunda kura ile belirlenmesi, kurulun siyasi etkilerden ari olması gerektiği prensibiyle çelişir. Bu durum, HSK'nın meşruiyetini ve yargıya olan kamu güvenini zayıflatma riski taşır. Metinde de belirtildiği gibi, bu usul, liyakattan ziyade siyasi dengelerin veya şansın belirleyici olabildiği bir sistem algısı yaratmaktadır.