Anayasa Mahkemesi'nin 04.11.2014 tarihli kararına göre, bir sanığın tutukluluk süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken, 'suçsuzluk/masumiyet karinesi'nin rolü nedir?
AYM'nin ilgili kararında, 'suçsuzluk/masumiyet karinesi' (Anayasa m.38), tutukluluğun makul süre değerlendirmesinde temel bir referans noktası olarak kabul edilmiştir. Bu karineye göre, 'suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.' Bu ilkenin doğal sonucu, ceza yargılamasında 'kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının esas, bir tedbir olan tutukluluğun ise istisna' olmasıdır. Dolayısıyla, bir kişinin henüz suçluluğu ispatlanmamışken uzun süreler boyunca özgürlüğünden mahrum bırakılması, bu temel ilkeyle çelişir. AYM, tutukluluğun devamının ancak, kişinin hürriyet hakkından daha ağır basan 'gerçek bir kamu yararının' (kaçma, delil karartma tehlikesi gibi) mevcut olması ve bu durumun somut gerekçelerle ortaya konulması halinde haklı bulunabileceğini vurgulamıştır. Süre uzadıkça, bu kamu yararının varlığını ispatlama yükü ağırlaşır ve masumiyet karinesi, tutukluluğun devamına karşı daha güçlü bir koruma sağlar.