TCK m.209/1'de düzenlenen açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçu, şikayete bağlı bir suç olmasına rağmen, TCK m.209/2'de düzenlenen ve belgede sahtecilik hükümlerine atıf yapan fıkra neden şikayete tabi değildir?
Bu iki fıkra arasındaki fark, korunan hukuki değerin ve fiilin haksızlık içeriğinin farklılığından kaynaklanmaktadır. TCK m.209/1'de, mağdur faile rızasıyla bir belge teslim etmekte ve aralarında bir güven ilişkisi bulunmaktadır. Suç, bu güven ilişkisinin kötüye kullanılmasıyla işlenir. Kanun koyucu, burada daha çok kişisel menfaatlerin zedelendiğini ve taraflar arasındaki özel hukuka dayalı güven ilişkisinin ihlal edildiğini düşünerek, suçun takibini mağdurun iradesine (şikayetine) bırakmıştır. TCK m.209/2'de ise, fail imzalı boş kağıdı 'hukuka aykırı olarak' (çalarak, gasp ederek vb.) ele geçirmektedir. Bu durumda, sadece mağdurun malvarlığı veya güveni değil, aynı zamanda kamunun belgelere olan güveni ve toplum düzeni daha ağır bir şekilde ihlal edilmektedir. Failin eylemi, temelinde hırsızlık, gasp gibi başka bir haksızlığı da barındırır. Bu nedenle kanun koyucu, bu fıkradaki eylemin kamu düzenini daha ciddi şekilde bozduğunu kabul ederek, atıf yaptığı resmi veya özel belgede sahtecilik suçları gibi, takibini re'sen (şikayete bağlı olmaksızın) yapılması gereken bir suç olarak düzenlemiştir.