Metindeki Yargıtay 11. Ceza Dairesi kararında, 'bedelsiz senedi kullanma' ve 'açığa imzanın kötüye kullanılması' suçlarının tek bir eylem olarak kabul edilmesinin temel gerekçesi nedir?
Metindeki Yargıtay 23. Ceza Dairesi'nin (soruda 11. CD olarak belirtilmiş ancak metinde 23. CD) 2016/2640 sayılı kararında, bu iki suçun tek eylem olarak kabul edilmesinin temel gerekçesi, 'eylemin bir bütün olması' ve suçlar arasındaki 'tüketen-tüketilen norm ilişkisi'dir. Olayda sanık, önce borç karşılığı aldığı, ancak daha sonra yapılan bir hesaplaşmayla bedelsiz kalan senedi, üzerindeki boşlukları anlaşmaya aykırı doldurarak icraya koymuştur. Burada hem senedin 'bedelsiz' kalması (TCK m.156'nın konusu) hem de boş kısımlarının 'anlaşmaya aykırı doldurulması' (TCK m.209/1'in konusu) söz konusudur. Ancak, senedin anlaşmaya aykırı doldurulması eylemi, senedin bedelsiz kalması durumunu da kapsayan daha geniş ve özel bir haksızlık oluşturmaktadır. Yani, TCK m.209/1'in uygulanması, TCK m.156'nın konusunu da içine almaktadır. Bu nedenle Yargıtay, eylemin bir bütün olarak, daha özel ve kapsamlı olan 'açığa atılan imzanın kötüye kullanılması' suçunu oluşturduğuna ve bu suçtan tek bir ceza verilmesi gerektiğine karar vermiştir. Eylemi bölerek iki ayrı suçtan ceza verilmesi, aynı fiilden dolayı mükerrer cezalandırma anlamına geleceği için hukuka aykırıdır.