Metindeki Yargıtay kararında, sanığın eyleminin kül halinde TCK m.231'deki soybağını değiştirme suçunu oluşturduğu kabul edilirken, aynı davada sahtecilik suçundan beraat eden sanık lehine neden vekalet ücretine hükmedilmemiştir?
Metindeki Yargıtay 21. Ceza Dairesi'nin 2017/124 sayılı kararında, bu durum 'avukatlık hizmetinin bölünemezliği' ilkesiyle açıklanmıştır. Sanık, aynı eylemden kaynaklanan iki farklı suçlamayla (soybağını değiştirme ve resmi belgede sahtecilik) yargılanmıştır. Mahkeme, eylemin bir bütün olarak TCK m.231'i oluşturduğuna karar vererek bu suçtan mahkumiyet, sahtecilik suçundan ise beraat hükmü kurmuştur. Sanık müdafii, sanığı bu tek eyleme dayalı yargılamanın bütününde savunmuştur. Avukatın verdiği hukuki hizmet, suçlamalara göre ayrı ayrı parçalara bölünebilecek bir hizmet değildir. Savunma, dosyanın geneline yöneliktir. Sanık, yargılandığı davada en az bir suçtan mahkum olduğu için, CMK m.327/1 uyarınca yargılama giderlerini (ve dolayısıyla katılan tarafın vekalet ücretini) ödemekle yükümlü olur ve kendi lehine vekalet ücretine hak kazanamaz. Lehine vekalet ücretine hak kazanabilmesi için, yargılandığı davanın tamamından beraat etmesi gerekirdi. Bu nedenle, aynı eylemden kaynaklanan suçlardan birinden beraat edip diğerinden mahkum olması halinde, beraat ettiği suç için ayrıca lehine vekalet ücretine hükmedilmez.