Metinde, HSK üye seçimleri bağlamında 'güven' ve 'adalet' kavramları arasında nasıl bir ilişki kurulmaktadır?
Metnin 'En Son Söz' bölümünde, 'güven' ve 'adalet'in iç içe geçmiş duygu ve kavramlar olduğu belirtilmektedir. Bu ilişki şu şekilde kurulmaktadır: Adalet, sadece mahkeme kararlarıyla değil, aynı zamanda yargı sisteminin işleyişi ve bu sistemi yöneten kurumların (HSK gibi) oluşum şekliyle de ilgilidir. Yargıya ve onun kararlarına 'güven' duyulabilmesi için, adalet sisteminin adil, tarafsız, liyakate dayalı ve şeffaf bir şekilde işlemesi gerekir. HSK gibi yargının en üst idari kuruluna üye seçiminin, liyakat yerine siyasi tercihlere dayandığı yönündeki bir algı, HSK'nın kararlarına ve dolayısıyla tüm yargı sistemine olan kamu güvenini sarsar. Güven, 'Hukukun Evrensel İlke ve Esaslarının kağıda ve söze terk edilmiş halleri ile değil, icraatla, yani bunları hayata geçirmekle ve herkese uygulanmakla' kazanılabilir. Dolayısıyla, adil bir HSK seçim süreci, yargıya duyulan güvenin temelini oluşturur; güvensizlik ise adalet algısını zedeler.