Metindeki Yargıtay kararında, sanığın eyleminin TCK m.209/1'deki suçu oluşturduğu, bu nedenle 'bedelsiz senedi kullanma' suçundan ayrıca hüküm kurulamayacağı belirtilmiştir. Bu durumun temelindeki ceza hukuku ilkesi nedir?
Bu durumun temelindeki ceza hukuku ilkesi, suçların içtimaı kurallarından olan 'tüketen-tüketilen norm ilişkisi' veya 'görünüşte içtima'dır. Failin, bedelsiz kalmış ve anlaşmaya aykırı doldurduğu bir senedi kullanması eylemi, hem TCK m.156'daki (bedelsiz senedi kullanma) hem de TCK m.209/1'deki (açığa imzanın kötüye kullanılması) suç tanımlarına uyuyor gibi görünebilir. Ancak, açığa imzanın kötüye kullanılması eylemi, yani senedin baştan itibaren anlaşmaya aykırı doldurulması, senedin 'bedelsiz' kalması durumunu da içinde barındıran daha kapsamlı ve özel bir haksızlıktır. Bu durumda, daha geniş haksızlık içeriğine sahip olan TCK m.209/1'deki suç tanımı, daha dar olan TCK m.156'daki suç tanımını 'tüketir'. Dolayısıyla, 'non bis in idem' (aynı fiilden dolayı iki kez cezalandırma yasağı) ilkesi gereğince, faile sadece eylemi bütünüyle kapsayan TCK m.209/1'den ceza verilir.