Terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan bir sanığın, Anayasa Mahkemesi'ne yaptığı bireysel başvuruda, mahkumiyetine dayanak yapılan fiillerin öngörülemez bir yoruma tabi tutulduğunu iddia etmesi halinde, bu iddia hangi anayasal ilkenin ihlali kapsamındadır?
Bu iddia, doğrudan Anayasa'nın 38. maddesinde güvence altına alınan 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin ihlali kapsamındadır. Kanunilik ilkesinin temel unsurlarından biri 'belirlilik' ve 'öngörülebilirlik'tir. Bir birey, hangi eyleminin suç teşkil ettiğini ve ne gibi bir cezai yaptırımla karşılaşabileceğini kanundan makul bir düzeyde öngörebilmelidir. Metinde incelenen Bilal Celalettin Şaşmaz kararında olduğu gibi, yasal bir sendika üyeliği gibi tek başına hukuka uygun bir fiilin, başkaca somut delillerle desteklenmeden, yargısal yorum yoluyla terör örgütü üyeliği suçunu oluşturacak şekilde genişletilmesi, bu 'öngörülebilirlik' unsurunu ortadan kaldırır. Bu durum, suçun sanık aleyhine öngörülemez biçimde genişletici bir yoruma tabi tutulması anlamına gelir ve kanunilik ilkesinin ihlalini oluşturur.