Bir ceza davasında, hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgiyle çözümlenebilecek bir konuda (örneğin, bir eylemin TCK'daki hangi suçu oluşturduğu) bilirkişi raporu alınması ve bu raporun hükme esas alınması durumunda, bu durum Yargıtay tarafından nasıl değerlendirilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #80221

Bu durum, Yargıtay tarafından usule aykırı ve bozma nedeni olarak değerlendirilir. Metinde de belirtildiği gibi, CMK m.63/1, 'hâkimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz' hükmünü amirdir. Suçun hukuki nitelendirmesi, unsurlarının oluşup oluşmadığının tespiti, kastın varlığı gibi konular münhasıran hakimin görev ve yetkisindedir. Hakimin, bu konularda bilirkişiye başvurması, kendi yargısal görevini bilirkişiye devretmesi anlamına gelir ki bu hukuka aykırıdır. Metindeki Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin 2015/19232 sayılı kararında da, 'suçun sabit olup olmadığı, sanık tarafından işlenip işlenmediği, unsurları veya suç kastı yönünden bilirkişiye başvurulması olanaksız olup, hakimin çözmesi gereken konu veya konuların bilirkişiye tevdi edilerek verilen raporun karara esas alınması da CMK. nın 63 ve devamı maddelerine aykırıdır' denilmektedir. Bu şekilde kurulan bir hüküm, yargısal yetkinin devri niteliğinde olduğu için bozulacaktır.