Metindeki Yargıtay kararında, sanıkların eyleminin 'bir bütün halinde açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunu oluşturduğu' kabul edilerek, 'bedelsiz senedi kullanma' suçundan ayrıca ceza verilmemesi gerektiği belirtilmiştir. Bu iki suç tipi arasındaki temel fark nedir ki biri diğerini tüketmektedir?
İki suç arasındaki temel fark, senedin hukuki durumundadır. TCK m.156'daki 'bedelsiz senedi kullanma' suçunda, senet düzenlendiği anda geçerli bir hukuki ilişkiye dayanmaktadır, ancak daha sonra borcun ödenmesi veya tarafların anlaşması gibi bir nedenle 'bedelsiz' kalmıştır. Yani senet sonradan hükümsüzleşmiştir. Suç, bu hükümsüz senedin geçerliymiş gibi kullanılmasıyla oluşur. TCK m.209/1'deki 'açığa atılan imzanın kötüye kullanılması' suçunda ise, senet en başından itibaren sahtedir; çünkü anlaşmaya aykırı olarak, hileli bir şekilde doldurulmuştur. Metindeki karara konu olayda olduğu gibi, bir teminat senedi sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğunda, bu eylem baştan sona bir sahtecilik ve kötüye kullanma fiilidir. Bu fiil, senedin 'bedelsiz' kalması durumunu da doğal olarak içinde barındırır ve tüketir. Bu nedenle, eylemin özünü oluşturan ve daha özel bir düzenleme olan TCK m.209/1'den ceza verilmesi, TCK m.156'yı da kapsayacağı için yeterlidir. Bu, 'tüketen-tüketilen norm' ilişkisinin bir örneğidir.