Metindeki Yargıtay 21. Ceza Dairesi'nin 2016/7460 sayılı kararında, sanığın eyleminin neden TCK m.231/1 (çocuğun soybağını değiştirme) yerine 'zincirleme şekilde işlenen resmi belgede sahtecilik' suçunu oluşturduğu kabul edilmiştir?
Söz konusu kararda suç vasfının 'resmi belgede sahtecilik' olarak kabul edilmesinin nedeni, sanığın eyleminin sadece sözlü bir yalan beyandan ibaret olmaması, 'içerik itibariyle sahte olan doğum raporuna istinaden' nüfusa kayıt yaptırmasıdır. YCGK'nın 2015/286 sayılı kararında da belirtildiği gibi, çocuğun soybağının değiştirilmesi eylemi, eğer sahte bir resmi belgenin kullanılması suretiyle işlenirse, TCK m.212 gereği hem sahtecilik hem de ilgili suçtan (burada TCK m.231) ayrı ayrı ceza verilmesi gerekir. Ancak Yargıtay daireleri bazen bu gibi durumlarda, eylemin temelini sahte belgenin oluşturduğunu ve asıl haksızlığın bu sahte belgeyle kamu güveninin sarsılması olduğunu kabul ederek, eylemi kül halinde 'resmi belgede sahtecilik' olarak niteleyebilmektedir. Kararda 'zincirleme şekilde' denmesinin nedeni ise muhtemelen, sahte raporun düzenlenmesi ve ardından nüfusa tescil ettirilmesi gibi birden fazla hareketin tek bir suç işleme kararı altında gerçekleştirilmiş olmasıdır. Dolayısıyla, suçun işlenişinde sahte bir belgenin araç olarak kullanılması, suç vasfını TCK m.231'den TCK m.204'e kaydırmıştır.