Metindeki Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/286 sayılı kararında, çocuğun soybağını değiştirmek için sahte bir doğum raporu kullanılması ile sadece sözlü yalan beyanda bulunulması arasında, uygulanacak ceza hukuku normları açısından nasıl bir ayrım yapılmaktadır?
YCGK'nın ilgili kararında bu iki durum arasında önemli bir ayrım yapılmaktadır: 1) Sadece Sözlü Yalan Beyanda Bulunulması: Eğer fail, nüfus müdürlüğüne giderek herhangi bir sahte belge kullanmaksızın, sadece sözlü olarak gerçeğe aykırı doğum bildiriminde bulunursa, eylem 'özel normun önceliği' ilkesi gereği bir bütün olarak TCK m.231/1'deki 'çocuğun soybağını değiştirme' suçunu oluşturur. Bu durumda faile ayrıca sahtecilikten ceza verilmez. 2) Sahte Doğum Raporu Kullanılması: Eğer fail, önce sahte bir doğum raporu (resmi belge) düzenler veya temin eder ve bu sahte raporu kullanarak nüfus müdürlüğüne bildirimde bulunursa, iki ayrı suç işlemiş olur. Sahte raporu düzenlemek/kullanmak 'resmi belgede sahtecilik' (TCK m.204) suçunu, bu belgeyle soybağını değiştirmek ise TCK m.231/1 suçunu oluşturur. Bu durumda, TCK m.212'deki 'gerçek içtima' kuralı uygulanır ve fail hem resmi belgede sahtecilikten hem de çocuğun soybağını değiştirme suçundan ayrı ayrı cezalandırılır. Temel fark, fiilin işlenmesinde ayrıca sahte bir belgenin araç olarak kullanılıp kullanılmadığıdır.