İHAM'ın 'Clooth-Belçika' kararına göre, hakkında soruşturma başladığını bilen bir kişinin bir süre serbest kaldıktan sonra 'delillere müdahale edebileceği' düşüncesiyle tutuklanması neden ikna edici görülmemektedir?
İHAM, bu kararda, delil karartma tehlikesinin 'gerçek ve güncel' olması gerektiğini vurgulamaktadır. Hakkında soruşturma başladığını bilen ve bu süreçte bir süre serbest dolaşan bir kişinin, eğer delil karartma imkanı ve niyeti olsaydı, bunu zaten bu serbest kaldığı süre içinde yapabileceği varsayılır. Bu kişi, serbest olduğu dönemde delillere müdahale etmemişken, sonradan aynı gerekçeyle tutuklanması, delil karartma tehlikesinin artık 'güncel' ve 'yakın' bir tehlike olmadığını gösterir. Bu durumda tutuklama gerekçesi zayıflar ve ikna ediciliğini yitirir. Mahkemenin, bu kişinin neden özellikle o anda delilleri karartma riski taşıdığını, daha önce neden karartmadığını ve bu tehlikenin neden somut olarak var olduğunu özel gerekçelerle ortaya koyması gerekir. Aksi takdirde, varsayıma dayalı bir gerekçeyle kişi hürriyeti kısıtlanmış olur.