5271 sayılı CMK m.109/3'te düzenlenen 'tutuklama yerine adli kontrol' hükmü, Anayasa Mahkemesi'nin 16.07.2014 tarihli bireysel başvuru kararında 'ölçülülük' ilkesi bağlamında nasıl değerlendirilmiştir?
Anayasa Mahkemesi, 16.07.2014 tarihli ve 2012/1108 sayılı kararında, adli kontrol hükümlerini, Anayasa m.13'te yer alan 'ölçülülük' ilkesinin bir gereği olarak değerlendirmiştir. AYM'ye göre tutuklama, en son başvurulması gereken (ultima ratio) en ağır koruma tedbiridir. Bu nedenle, mahkemeler tutukluluğun devamına karar verirken, daha hafif bir koruma önlemi olan adli kontrol tedbirlerinin (yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü, belirli yerlere gitmeme vb.) hedeflenen amacı (kaçmayı ve delil karartmayı önleme) sağlamaya yeterli olup olmayacağını somut olarak değerlendirmek zorundadır. Kararda AYM, yerel mahkemenin mevcut adli kontrol tedbirlerini yeterince dikkate almadığı, hedeflenen meşru amaç ile kişinin hürriyetine yapılan müdahale arasında makul bir denge gözetmediği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla, adli kontrolün neden yetersiz kalacağının gerekçelendirilmediği tutukluluğun devamı kararları, ölçülülük ilkesine ve dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına (Anayasa m.19) aykırıdır.