HSK üyeliği seçiminde TBMM Karma Komisyonu ve Genel Kurul'da yeterli çoğunluk (2/3 veya 3/5) sağlanamadığında başvurulan 'ad çekme (kura)' usulü, yargı bağımsızlığı ve liyakat ilkeleri açısından nasıl bir potansiyel sorun teşkil etmektedir?
Anayasa m.159'da öngörülen 'ad çekme' usulü, siyasi partiler arasında bir uzlaşma sağlanamadığında seçim sürecinin kilitlenmesini önlemek amacıyla getirilmiş bir mekanizmadır. Ancak bu usul, yargı bağımsızlığı ve liyakat ilkeleri açısından ciddi potansiyel sorunlar taşır. Yeterli çoğunlukların (nitelikli çoğunluk) amacı, adaylar üzerinde geniş bir mutabakat sağlanmasını ve böylece daha liyakatli ve siyasi olarak tarafsız isimlerin seçilmesini teşvik etmektir. Ancak ad çekme usulü, bu amacı ortadan kaldırır. Süreç, en çok oyu alan iki aday arasında şansa dayalı bir seçime indirgenir. Bu durum, HSK gibi yargının en üst idari kuruluna üye seçiminin liyakat, yetkinlik, tecrübe gibi objektif kriterler yerine tamamen tesadüfe bırakılması anlamına gelir. Metinde de eleştirildiği gibi, siyasi kutuplaşmanın yüksek olduğu durumlarda partiler uzlaşmak yerine süreci kuraya bırakma eğiliminde olabilirler. Bu da HSK'nın oluşumunda siyasi mülahazaların liyakatin önüne geçmesi ve yargıya olan güvenin sarsılması riskini beraberinde getirir.