Türk hukukunda 'suçta ve cezada kanunilik' ilkesinin temel boyutları nelerdir ve bu ilke, terör örgütüne üye olma suçu gibi belirsizlik riski taşıyan suç tiplerinin yorumlanmasında yargı organlarına ne gibi sınırlamalar getirmektedir?
Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, Anayasa m.38, TCK m.2 ve İHAS m.7'de güvence altına alınmış olup, ceza hukukunun temel taşıdır. Temel boyutları şunlardır: 1) Belirlilik (Lex Certa): Suç teşkil eden fiillerin ve bunlara uygulanacak cezaların kanunda açık, anlaşılır ve sınırları belli bir şekilde tanımlanmasını gerektirir. 2) Kıyas Yasağı (Lex Stricta): Yargıcın, kanunda açıkça suç olarak tanımlanmamış bir fiili, kanunda suç olarak tanımlanan bir fiile benzeterek cezalandırmasını yasaklar. Kıyasa varan genişletici yorum da bu yasak kapsamındadır. 3) Geçmişe Yürümezlik (Lex Praevia): Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz. 4) İdarenin Düzenleyici İşlemleriyle Suç ve Ceza Konulamaması Yasağı. Terör örgütüne üye olma (TCK m.314) suçu gibi suçlarda, bu ilke yargı organlarına önemli sınırlamalar getirir. Metinde de belirtildiği gibi, yargı organları fiillerin bir suça karşılık gelip gelmediğini belirlerken, kanunilik ilkesini anlamsız kılacak şekilde öngörülemez bir genişletici yorumda bulunmamalıdır (Bkz. AYM, Adnan Şen Kararı). Yasal zeminde faaliyet gösteren sendika üyeliği veya bankaya para yatırma gibi tek başına hukuka uygun olan fiillerin, kişinin örgütün nihai amacını bildiğini ve hiyerarşisine dahil olduğunu gösteren süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk içeren başka somut delillerle desteklenmedikçe, otomatik olarak örgüt üyeliği suçunu oluşturacak şekilde yorumlanması kanunilik ilkesinin 'öngörülebilirlik' unsurunu zedeler (Bkz. AYM, Bilal Celalettin Şaşmaz Kararı; İHAM, Yasin Özdemir/Türkiye Kararı).