6216 sayılı Kanun'un 41. maddesi, itiraz yoluna başvuran mahkemede, itiraz konusu kuralın uygulanacağı başka dava dosyaları bulunması halinde, yapılan başvurunun bu dosyalar için de 'bekletici mesele' sayılacağını düzenlemektedir. Bu hükmün, Anayasa'nın 141. maddesindeki 'davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması' (usul ekonomisi) ilkesiyle ilişkisini, olumlu ve olumsuz yönleriyle tartışınız. Bu kural, yargıda yeknesaklığı sağlamaya mı hizmet eder, yoksa yargılamaları kitlesel olarak kilitleme riski mi taşır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79573

6216 sayılı Kanun'un 41. maddesindeki bu düzenleme, 'usul ekonomisi' ilkesi açısından hem olumlu hem de olumsuz yönler barındıran, çift yönlü bir etkiye sahiptir. (a) Olumlu Yönleri ve Yeknesaklık Amacı: Bu kuralın en temel amacı, aynı kanun hükmünün anayasallığı konusunda farklı mahkemelerden Anayasa Mahkemesi'ne mükerrer başvurular yapılmasını önlemektir. Bir mahkeme, belirli bir norm için itiraz yoluna başvurduğunda, aynı normun uygulanacağı diğer dosyalarında da bu başvurunun sonucunu beklemesi, AYM'nin aynı konuyu defalarca incelemesini engelleyerek hem AYM'nin iş yükünü azaltır hem de mahkemelerin zaman ve kaynak israfını önler. Daha da önemlisi, bu kural, yargıda 'yeknesaklığı' (uygulama birliğini) sağlamaya hizmet eder. Aynı mahkemenin, aynı kanun hükmünü bir dosyasında Anayasa'ya aykırı bulup AYM'ye gönderirken, diğer bir dosyasında Anayasa'ya uygun bularak karar vermesi gibi çelişkili durumların önüne geçer. AYM'den çıkacak tek bir karar, o mahkemededeki tüm benzer dosyalar için yol gösterici olur. (b) Olumsuz Yönleri ve Kilitleme Riski: Kuralın en büyük riski, özellikle sıkça uygulanan bir kanun hükmü hakkında başvuru yapıldığında, o mahkemede bekleyen yüzlerce, hatta binlerce davanın 'kitlesel olarak kilitlenmesi' ve yargılamaların durmasıdır. Anayasa'nın 152. maddesindeki beş aylık bekleme süresi, bu riski azaltmayı amaçlasa da, AYM'nin iş yoğunluğu nedeniyle bu sürelere her zaman uyulamaması, yargılamaların ciddi şekilde uzamasına neden olabilir. Bu durum, usul ekonomisi ve makul sürede yargılanma hakkı ile çelişir. Sonuç olarak, bu kural, yeknesaklık ve kaynakların verimli kullanımı yoluyla usul ekonomisine hizmet etme potansiyeli taşırken, aynı zamanda yarattığı 'bekletici mesele' etkisiyle yargılamaları yavaşlatma ve makul sürede yargılanma hakkını zedeleme riski de barındırmaktadır. Bu iki zıt etki arasındaki denge, Anayasa Mahkemesi'nin başvuruları öngörülen süreler içinde karara bağlama kapasitesine ve mahkemelerin bu kuralı dürüstlük kuralına uygun olarak, sistemi kilitlemeyecek bir şekilde uygulamasına bağlıdır.