İdare mahkemesinde görülen bir güvenlik soruşturması iptal davasında, mahkeme, idarenin dayandığı istihbari bilginin doğruluğunu teyit etmek amacıyla Emniyet Genel Müdürlüğü'ne 'ara karar' yazarak bilgi talep etmiştir. Emniyet'in gönderdiği cevapta, bilginin kaynağının gizli olduğu ve detay verilemeyeceği, ancak bilginin 'güvenilir bir kaynaktan' elde edildiği belirtilmiştir. Bu durumda mahkemenin, İYUK m. 20 ve m. 21'deki 're'sen araştırma ilkesi' ve 'delilleri serbestçe takdir yetkisi' çerçevesinde bu cevaba karşı tutumu ne olmalıdır? Mahkeme, bu soyut cevaba dayanarak davayı reddedebilir mi, yoksa idarenin ispat yükünü yerine getirmediği sonucuna mı varmalıdır?
İYUK m. 20 uyarınca idari yargılama usulünde 're'sen araştırma ilkesi' geçerlidir. Bu ilke, mahkemenin davanın aydınlatılması için gerekli olan her türlü delili taraflar ileri sürmese bile kendiliğinden araştırabileceği ve ilgili mercilerden isteyebileceği anlamına gelir. İYUK m. 21 ise, bu delillerin mahkemece serbestçe takdir edileceğini belirtir. Güvenlik soruşturması iptal davalarında ispat yükü, idari işlemin hukuka uygun olduğunu kanıtlamakla yükümlü olan davalı idare üzerindedir. Mahkemenin ara kararla Emniyet'ten bilgi istemesi, re'sen araştırma ilkesinin bir gereğidir. Ancak Emniyet'ten gelen ve 'kaynağı gizli, güvenilir kaynak' gibi soyut, denetime elverişli olmayan, somut olgu ve delil içermeyen bir cevap, hukuken bir delil niteliği taşımaz. Mahkemenin delilleri serbestçe takdir yetkisi, delil olmayan bir beyanı delil olarak kabul edebileceği anlamına gelmez. Bu tür bir cevap, idarenin, işleminin dayanağı olan sebebi (olumsuzluk nedenini) hukuken kabul edilebilir bir şekilde ispatlayamadığını gösterir. Mahkeme, bu soyut cevaba dayanarak davayı reddedemez. Aksine, davalı idarenin, işleminin hukuka uygunluğunu, yani adayın atanmamasını gerektirecek somut, objektif ve denetlenebilir bir nedenin varlığını ispat edemediği sonucuna varmalıdır. Re'sen araştırma ilkesi, idarenin ispat yükünü ortadan kaldırmaz; sadece mahkemeye gerçeği araştırma görevi yükler. Eğer yapılan araştırmalar sonucunda idarenin iddiasını destekleyen somut bir delile ulaşılamıyorsa, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin idari yargıdaki bir yansıması olarak, durum davacı (birey) lehine yorumlanmalı ve idari işlem iptal edilmelidir. Mahkeme, gerekçeli kararında Emniyet'ten gelen cevabın neden bir delil olarak kabul edilmediğini ve idarenin ispat yükünü yerine getirmediğini açıkça belirtmelidir.