Bir ceza davasında sanık, olay yerinde bulunmadığını (alibi) ispatlamak için tanık deliline dayanmıştır. Mahkeme, sanık tanıklarını dinledikten sonra, bu tanıkların beyanlarını 'inandırıcı bulmayarak' sanık hakkında mahkumiyet hükmü kurmuştur. Bu durum, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin uygulanması açısından nasıl değerlendirilmelidir? Mahkemenin, bir delili (tanık beyanı) takdir yetkisi kapsamında 'inandırıcı bulmaması' ile 'ispatlanamamış bir şüphe' arasında nasıl bir ayrım yapması gerekir? Sanığın sunduğu alibi savunmasının çürütülememesi, tek başına beraat kararı için yeterli midir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79566

Bu soru, delil takdiri, alibi savunması ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi arasındaki hassas ilişkiyi ele almaktadır. Ceza muhakemesinde mahkeme, delilleri serbestçe takdir eder (CMK m. 217). Mahkeme, bir tanığın beyanını, tavırları, diğer delillerle uyumu veya hayatın olağan akışına aykırılığı gibi nedenlerle 'inandırıcı bulmayabilir'. Bu, takdir yetkisinin bir parçasıdır. Ancak bu takdir yetkisi keyfi değildir ve gerekçelendirilmelidir. 'Şüpheden sanık yararlanır' ilkesi ise, yargılama sonunda, toplanan tüm delillere rağmen sanığın suçu işlediği hususunda mahkemenin vicdanında makul bir şüphe kalması durumunda, bu şüphenin sanık lehine yorumlanarak beraat kararı verilmesini gerektirir. Mahkemenin bir delili inandırıcı bulmaması, otomatik olarak ortada beraati gerektiren bir şüphe olduğu anlamına gelmez. Aradaki ayrım şudur: Mahkeme, sanığın tanıklarının beyanlarını çelişkili, hayatın olağan akışına aykırı veya dosyadaki diğer kesin delillerle (örneğin, olay yerindeki parmak izi, kamera kaydı) açıkça çeliştiği için 'inandırıcı bulmayarak' reddedebilir. Eğer mahkumiyet, bu çürütülmüş tanık beyanları dışındaki diğer güçlü ve kesin delillere dayanıyorsa, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi ihlal edilmiş olmaz. Ancak, dosyada sanığın mahkumiyetini gerektiren başkaca güçlü deliller yoksa ve sanığın alibi savunması (tanık beyanları) sadece 'inandırıcı bulunmadığı' gibi soyut bir gerekçeyle reddediliyorsa, bu durum farklıdır. Sanığın sunduğu alibi savunmasının, savcılık veya mahkeme tarafından kesin ve somut delillerle 'çürütülememesi', sanığın suçsuzluğunu ispat etmese de, onun suçu işlediği konusunda makul bir şüphe yaratır. Ceza yargılamasında sanık suçsuzluğunu değil, iddia makamı sanığın suçluluğunu ispat etmekle yükümlüdür. Eğer iddia makamı, sanığın olay anında olay yerinde olduğunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlayamazsa ve sanığın alibi savunması da çürütülemezse, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesi gereği sanığın beraatine karar verilmelidir. Yani, alibi savunmasının çürütülememesi, iddia makamının ispat yükünü yerine getiremediği anlamına gelir ve bu durum beraat için yeterlidir.