5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m. 13/A, 'yasaklanmış hakların geri verilmesi' kurumunu düzenlemektedir. Bu kurumun, 5237 sayılı TCK m. 53'te düzenlenen ve kural olarak 'cezanın infazıyla sona eren' hak yoksunlukları karşısındaki uygulama alanı nedir? Özellikle, Anayasa'nın 76. maddesi veya 657 sayılı DMK'nın 48. maddesi gibi özel kanunlarda öngörülen ve cezanın infazından sonra da devam eden 'sürekli' hak yoksunlukları (ömür boyu memuriyetten veya seçilme ehliyetinden yasaklılık gibi) karşısında, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararının hukuki bir etkisi var mıdır? Tartışınız.
5237 sayılı TCK, kural olarak süresiz hak yoksunluğunu kaldırmış ve TCK m. 53'teki hak yoksunluklarını hapis cezasının infaz süresiyle sınırlandırmıştır. Bu nedenle, sadece TCK'dan kaynaklanan bir hak yoksunluğu söz konusu ise, cezanın infazıyla birlikte bu yoksunluklar kendiliğinden sona ereceği için 'yasaklanmış hakların geri verilmesi' kurumuna başvurmaya gerek kalmamıştır. Ancak, 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu'na sonradan eklenen m. 13/A'daki bu kurumun varlık sebebi, TCK dışındaki özel kanunlarda halen mevcut olan süresiz veya infazdan sonra da devam eden hak yoksunluklarıdır. Anayasa'nın 76. maddesi (belirli suçlardan mahkum olanların affa uğrasalar bile milletvekili seçilememesi) ve 657 sayılı DMK'nın 48. maddesi (bir yıldan fazla hapis cezası alanların memur olamaması) gibi düzenlemeler, mahkumiyetin kendisini sürekli bir yoksunluk sebebi olarak görmektedir. Bu durumda, 'yasaklanmış hakların geri verilmesi' kararının bu tür özel kanunlardan kaynaklanan sürekli hak yoksunluklarını ortadan kaldırıp kaldırmayacağı tartışmalıdır. Doktrindeki bir görüşe göre, m. 13/A'daki düzenleme genel bir 'temize çıkma' imkanı sunmaktadır ve bu kararı alan kişinin, özel kanunlardaki yasaklardan da kurtulması gerekir. Aksi halde kurumun bir anlamı kalmayacaktır. Diğer ve daha baskın olan görüşe göre ise, 'yasaklanmış hakların geri verilmesi' kararı, Anayasa veya özel kanunlardaki açık ve emredici yasakları ortadan kaldıramaz. Örneğin, Anayasa m. 76'daki 'affa uğramış olsalar bile' ifadesi, bu yasağın mutlak olduğunu ve sonradan alınacak bir mahkeme kararıyla aşılamayacağını göstermektedir. Benzer şekilde, DMK m. 48'deki yasak da mahkumiyetin kendisine bağlandığından, yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı, o mahkumiyetin varlığını ortadan kaldırmadığı için memuriyete girişteki engeli de kaldırmaz. Yargı kararları da genellikle bu ikinci görüş yönündedir. Sonuç olarak, 'yasaklanmış hakların geri verilmesi' kurumu, daha çok belirli ruhsat, lisans veya izinlere (örn. avukatlık, silah ruhsatı) ilişkin özel kanunlardaki, mahkumiyetin engel teşkil ettiği ancak 'yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı alınmamış olmak' gibi istisnaların tanındığı durumlarda pratik bir anlam ifade etmektedir. Anayasa veya DMK gibi kanunlardaki mutlak ve süresiz yasakları kaldırma gücüne sahip değildir.