İcra ve İflas Kanunu, ihtiyati haciz kararının infazı için alacaklıdan kural olarak teminat alınmasını (İİK m. 259) öngörürken, alacağın bir 'ilama' dayanması halinde teminat aranmayacağını, 'ilam niteliğinde bir belgeye' dayanması halinde ise teminat alınıp alınmamasının mahkemenin takdirine bırakıldığını düzenlemiştir. 'İlam' ile 'ilam niteliğinde belge' (İİK m. 38) arasındaki bu farkın, teminat alınması konusundaki etkisinin mantıksal ve hukuki gerekçesi nedir? Mahkemenin, ilam niteliğindeki bir belgeye dayalı ihtiyati haciz talebinde teminat takdir ederken hangi kriterleri göz önünde bulundurması gerekir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79560

İİK m. 259'daki teminat kuralının ardındaki mantık, haksız çıkma ihtimali olan alacaklının, ihtiyati haciz nedeniyle borçlu veya üçüncü kişilere verebileceği potansiyel zararı güvence altına almaktır. Teminat konusundaki bu kademeli düzenlemenin hukuki gerekçesi, alacağın 'ispat gücü' ve 'kesinliği' ile ilgilidir: 1) İlam (Kesinleşmiş Mahkeme Kararı): İlam, bir yargılama süreci sonunda, delillerin tartışılarak verildiği ve maddi gerçeği yansıttığı kabul edilen en güçlü hukuki belgedir. İlama dayalı bir alacağın varlığı ve miktarı kesin veya kesine yakındır. Bu durumda alacaklının haksız çıkma ihtimali son derece düşüktür. Kanun koyucu, bu nedenle, bu kadar güçlü bir belgeye sahip olan alacaklıyı bir de teminat yatırma külfetiyle karşılaştırmak istememiş ve teminat zorunluluğunu tamamen kaldırmıştır. 2) İlam Niteliğinde Belge (İİK m. 38): Bu belgeler (noter senetleri, icra dairesindeki kefaletler vb.), bir mahkeme kararının kesinliğine sahip olmasalar da, resmi bir makam önünde düzenlenmeleri veya özel ispat gücüne sahip olmaları nedeniyle adi bir belgeye göre çok daha güçlüdürler. Alacağın varlığına dair güçlü bir karine oluştururlar. Ancak, bu belgelerin altındaki imzanın sahteliği, borcun ödendiği veya ertelendiği gibi itirazlarla karşılaşma olasılığı, ilama göre daha yüksektir. Bu nedenle kanun koyucu, durumu ortada bırakarak takdiri mahkemeye vermiştir. 3) Adi Belge/Belgesiz Alacak: Alacağın adi bir senede dayanması veya hiç belge olmaması durumunda, alacaklının haksız çıkma ihtimali en yüksek seviyededir. Bu nedenle teminat alınması zorunludur. Mahkeme, ilam niteliğindeki bir belgeye dayalı ihtiyati haciz talebinde teminat takdir ederken şu kriterleri göz önünde bulundurmalıdır: Belgenin niteliği ve gücü (örneğin, kayıtsız şartsız bir borç ikrarını içeren noter senedi mi, yoksa şarta bağlı bir belge mi?), alacak miktarının büyüklüğü, borçlunun ileri sürebileceği muhtemel itirazların ciddiyeti, borçlunun mal kaçırma ihtimalinin yoğunluğu ve alacaklının mali durumu gibi unsurları değerlendirerek, teminata gerek olup olmadığına veya ne miktarda teminat alınacağına hakkaniyete uygun şekilde karar vermelidir.