5188 sayılı Özel Güvenlik Hizmetlerine Dair Kanun, bazı suçlardan alınan HAGB kararlarını dahi özel güvenlik görevlisi olmaya engel sayarken, Anayasa Mahkemesi'nin 29 Mayıs 2019 tarihli (B.No: 2014/15365) kararında, adli sicilden temin edilememesi gereken HAGB veya DAE (Dava Açılmasının Ertelenmesi) kararlarına dayanılarak güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılmasının 'özel hayata saygı hakkı'nı ihlal ettiğine karar verilmiştir. Bu durumu, özel kanunların genel kanunlara önceliği (lex specialis derogat legi generali) ilkesi ile Anayasa Mahkemesi'nin temel hak ve özgürlükler konusundaki yorumlayıcı üstünlüğü (Anayasa m. 153) çerçevesinde analiz ediniz. Anayasa Mahkemesi kararından sonra, 5188 sayılı Kanun'daki bu hükmün uygulanabilirliği devam eder mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79546

Bu soru, özel kanun hükmü ile Anayasa Mahkemesi'nin temel haklara ilişkin ihlal kararı arasındaki çatışmayı konu almaktadır. 5188 sayılı Kanun gibi özel kanunlar, belirli meslek grupları için genel kurallardan daha sıkı şartlar öngörebilir. 'Lex specialis derogat legi generali' ilkesi gereğince, özel kanun hükmü genel kanun hükmüne (örn. Adli Sicil Kanunu) göre öncelikle uygulanır. 5188 sayılı Kanun'un, HAGB kararını memuriyete engel sayması bu ilkenin bir yansımasıdır. Ancak, Anayasa'nın 153. maddesi, 'Anayasa Mahkemesi kararlarının... yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlayacağını' hükme bağlamıştır. Anayasa Mahkemesi'nin B.No: 2014/15365 sayılı kararı, HAGB kararlarının hukuki niteliğini ve sonuçlarını 'özel hayata saygı hakkı' (Anayasa m. 20) ve 'masumiyet karinesi' (Anayasa m. 38) ekseninde yorumlamıştır. Mahkeme'ye göre HAGB, bir mahkumiyet değildir ve kişinin suçlu olduğunu göstermez. Bu kararların, kanunun izin vermediği bir şekilde (Adli Sicil Kanunu m. 6) idari makamlara verilmesi ve buna dayanılarak kişinin bir haktan (kamu görevine girme) mahrum bırakılması, özel hayata saygı hakkına kanuni dayanaktan yoksun bir müdahale teşkil eder. Anayasa Mahkemesi'nin bu ihlal kararı, 5188 sayılı Kanun'daki ilgili hükmü doğrudan iptal etmese de, o hükmün Anayasa'ya aykırı bir uygulamaya yol açtığını tespit etmiştir. Anayasa m. 153 uyarınca, tüm mahkemeler ve idare, davalarında ve işlemlerinde Anayasa Mahkemesi'nin bu yorumunu dikkate almak zorundadır. Dolayısıyla, AYM kararından sonra, idarenin veya mahkemelerin, 5188 sayılı Kanun'a dayanarak salt bir HAGB kararı nedeniyle bir kişinin güvenlik soruşturmasını olumsuz sonuçlandırması veya özel güvenlik görevlisi olmasına engel bir karar vermesi, Anayasa'ya aykırı bir uygulama teşkil edecektir. Bu durumda kişi, AYM'nin emsal kararını göstererek idari işlemin iptalini talep edebilir ve başarılı olma ihtimali yüksektir. Özel kanun hükmü, AYM'nin temel haklara ilişkin bağlayıcı yorumu karşısında fiilen uygulanamaz hale gelmiştir.