Cinsel suçlarda, özellikle çocuğun cinsel istismarında, mağdur çocuğun anlatımında, yaşıyla uyumlu olmayan veya bir çocuğun normal şartlarda bilemeyeceği cinsel içerikli detaylara (örneğin, 'beyaz bir şey takarak ilişkiye girdi' gibi) yer vermesi, beyanının delil değerini nasıl etkiler? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2023/308 K. sayılı kararında da yansıdığı üzere, bu tür bir anlatım, mağdur beyanının 'hayal ürünü olmadığına' ve 'yaşanmışlığa' dair bir karine olarak kabul edilebilir mi? Bu durumun, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin uygulanmasındaki rolünü tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79526

Cinsel suçlarda, özellikle mağdurun çocuk olduğu durumlarda, beyanın delil değeri titizlikle incelenmelidir. Mağdur çocuğun, yaşı, gelişim düzeyi ve bilgisiyle uyumlu olmayan, ancak cinsel bir eylemin ayrıntılarına özgü teknik veya spesifik bilgiler içeren anlatımları, beyanının güvenilirliğini ve delil değerini önemli ölçüde artırır. YCGK'nın 2023/308 K. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, bir çocuğun, cinsel eyleme maruz kalmadıkça, hayal dünyasında canlandırarak veya başka bir yerden öğrenerek bu tür ayrıntılı ve spesifik bilgileri (prezervatif kullanımı gibi) kurgulaması, hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu durum, mağdur beyanının 'yaşanmışlığa' dair güçlü bir karine oluşturduğu şeklinde yorumlanır. Yani, anlatımın kendisi, bir nevi 'belirti delili' niteliği kazanır. Bu tür bir beyan, mağdurun yönlendirilmediği ve olayı bizzat tecrübe ettiği yönünde mahkemede güçlü bir vicdani kanaat oluşturur. Bu durumun 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin uygulanmasındaki rolü kritiktir. Normalde, tek başına soyut bir mağdur beyanı, özellikle çelişkiler içeriyorsa, mahkumiyet için yeterli görülmeyebilir ve şüphe sanık lehine yorumlanabilir. Ancak, mağdurun yaşıyla uyumsuz bu tür spesifik anlatımlar, beyanın soyut olmaktan çıkıp 'somut' ve 'inandırıcı' bir nitelik kazanmasını sağlar. Bu, sanığın suçluluğu yönündeki şüpheyi 'makul şüphe' seviyesinin üzerine çıkararak, mahkumiyet için gereken 'kesin ve inandırıcı delil' standardına yaklaştırır. Elbette mahkeme, bu beyanı da dosyadaki diğer delillerle (adli raporlar, sanık savunması, tanıklar vb.) birlikte değerlendirecektir. Ancak, bu nitelikteki bir beyan, diğer delillerin yetersiz olduğu veya çeliştiği durumlarda dahi, tek başına mahkumiyet hükmü kurulması için yeterli ve güçlü bir delil olarak kabul edilebilir ve 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesinin uygulanmasını engelleyebilir.