Bir şirketin muhasebe müdürü, şirkete ait parayı zimmetine geçirmek için sahte faturalar düzenlemiş ve bu faturaları muhasebe kayıtlarına işlemiştir. Bu olayda, TCK m. 212'de düzenlenen 'sahtecilik suçlarının içtimaı' kuralı çerçevesinde, 'özel belgede sahtecilik' (TCK m. 207) ile 'hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma' (TCK m. 155/2) suçları arasındaki ilişkiyi 'fikri içtima' (TCK m. 44) ve 'bileşik suç' (TCK m. 42) kavramları açısından analiz ediniz. Fail hangi suç veya suçlardan sorumlu tutulmalıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #79520

Bu olayda, failin eylemi birden fazla suç tanımını ihlal etmektedir: hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma (parayı zimmetine geçirmesi) ve özel belgede sahtecilik (sahte fatura düzenleyip kayıtlara işlemesi). Bu suçların birbiriyle olan ilişkisi, TCK'daki içtima kuralları çerçevesinde çözümlenmelidir. TCK m. 212, 'Sahte resmi veya özel belgenin bir başka suçun işlenmesi sırasında kullanılması halinde, hem sahtecilik hem de ilgili suçtan dolayı ayrı ayrı cezaya hükmolunur' diyerek, sahtecilik suçları ile diğer suçlar arasında kural olarak 'gerçek içtima'nın uygulanacağını belirtmiştir. Bu özel bir içtima kuralıdır ve TCK m. 42 (bileşik suç) ve TCK m. 44'teki (fikri içtima) genel kurallara bir istisna teşkil eder. Bileşik suç (TCK m. 42), bir suçun içinde başka bir suçun unsur veya ağırlaştırıcı neden olarak yer almasıdır (örneğin yağmada, hırsızlık ve tehdit/cebir suçları birleşir). Güveni kötüye kullanma suçunun kanuni tanımında 'belgede sahtecilik' bir unsur değildir. Dolayısıyla bu iki suç arasında bileşik suç ilişkisi yoktur. Fikri içtima (TCK m. 44) ise, tek bir fiille birden fazla farklı suçun işlenmesi halinde, en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilmesini öngörür. Ancak TCK m. 212, bu genel kuralı sahtecilik suçları açısından bertaraf etmiştir. Sahte belge, güveni kötüye kullanma suçunu işlemek için bir 'araç' olarak kullanılmıştır. TCK m. 212'nin amacı, hem belgeye duyulan kamusal güveni (sahtecilik suçuyla korunan yarar) hem de malvarlığı hakkını (güveni kötüye kullanma suçuyla korunan yarar) ayrı ayrı korumaktır. Bu nedenle, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları ve TCK m. 212'nin açık hükmü gereğince, fail, her iki suçtan da (hem TCK m. 155/2'den hem de TCK m. 207'den) ayrı ayrı sorumlu tutulmalı ve cezalandırılmalıdır. Ortada 'gerçek içtima' vardır ve cezalar toplanır.